Bilişsel davranışçı terapi özünde psikanalitik yaklaşımın yıllarca süren, ancak somut sonuç elde edilemeyen yapısına alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Danışan ve terapist çeşitli sorunlarla ilgili somut hedefler doğrultusunda bir işbirliği içerisinde yol aldıkları için tedavi süresi kısadır.

Bilişsel davranışçı terapide terapist ve danışan sorunu birlikte anlamaya ve sorunun danışanın işlevselliğinde nasıl kısıtlamalara yol açtığını belirlemeye çalışırlar. Bu doğrultuda birlikte bir tedavi planı oluşturulur. Danışanın düzenli olarak katılım sağlaması halinde, ilk 2-3 seans danışanı tanımaya, mevcut sorunlarını anlamaya yönelik olacaktır. Daha sonrası için tedavinin ne kadar süreceği, sıkıntıların yoğunluğuna, gündelik hayattaki etkisine, komorbid rahatsızlıklara ve danışanın ihtiyacına bağlı olarak danışanla birlikte belirlenir. Genellikle terapist ilk baştaki 2-3 seansın ardından bu amaçlara ne kadar süre içinde ulaşılabileceğine dair fikir edinir. Eğer danışanın terapiye gelişinin tek amacı var olan kısa bir problemi çözmekse 6-10 seans aralığında terapi süreci sona erdirilebilir. Ancak kişilik bozuklukları söz konusuysa veya komorbid durumlar mevcutsa seanslar bazen bir yıl bazen de daha uzun sürebilmektedir.

Seansların sona ermesi durumu danışanın kendini hazır hissetmesine bağlıdır.  Seans sıklığına başlangıçta haftada bir olarak başlanır (intihar düşüncesi veya madde kullanımı gibi acil müdahale gerektiren istisnai durumlarda daha sık görüşmeler sağlanabilir). Terapinin ilerlemesi ile birlikte kişinin kendini iyi hissetmeye başlamasıyla terapi sıklığı azaltılabilir, iki ya da üç haftalık periyotlara düşürülebilir. Terapinin sona ermesini takiben 3, 6 ve 12. aylarda danışanın öğrenmiş olduğu ‘kendi kendisinin terapisti olma becerileri’ni uygulamasını güçlendirmek amaçlı takip seansları yapılır.