Düşüncelerimiz, duygu ve davranışlarımız üzerinde etkili olduğu kadar bedensel tepkilerimizin ortaya çıkmasında da etkilidir.  En son okuduğunuz sürükleyici bir kitabı hatırlayın. Tarif edilen sahneleri zihninizde canlandırırken bedeniniz de tepki vermiştir. Mesela, korku dolu bir sahneyi zihninizde canlandırmak kalp atışlarınızı hızlandırabilir. Romantik bir sahneyi zihninizde canlandırmak sizi heyecanlandırabilir.

Kanser tanısı almış bir kişiyi düşünün. Kanserle mücadele eden hastaların, kanser tanısı sonrasında aldıkları tutumun, hastalığı yenmelerine katkıda bulunduğuna dair  birçok araştırma sonucu vardır. Kanseri baş edilmesi gereken bir durum olarak görenler ve hastalığa rağmen hayata tutunmaya devam edenler, kanseri ölüm fermanı olarak gören kişilere göre hastalıkla daha iyi baş etmekte ve daha uzun yaşamaktadırlar. Kanser hastalarının yaşam sürelerine etki eden birçok faktör vardır. Bunların arasında düşünce ve inançların da anlamlı bir role sahip olduğu açıktır.

Düşünce / bedensel tepki bağlantısını daha iyi anlamak için başka bir örnek üzerinden gidelim. Kalbinin daha hızlı atmaya başladığını fark eden ve kalp krizi geçireceğini düşünen bir kişi hayal edin. Zihninde oluşan “Kalp krizi geçiriyorum” düşüncesi, sinir sistemini tetikler ve bedensel olarak hızlı ve kesik kesik nefes alma, terleme, titreme gibi tepkiler yaşar. 

Peki bu nasıl oluşur ?

Kişinin nefes alıp verme hızı arttıkça kandaki oksijen miktarı artar, karbondioksit miktarı ise azalır. Bu durum damarlarda bir daralma yarattığı için, vücuda daha fazla oksijen girmesine rağmen, damarlardaki daralma nedeniyle beyne ulaşan oksijen azalır. Beyne daha az oksijen gitmesi ise sersemlik hissi, baş dönmesi, şaşkınlık, nefes darlığı, görmede bulanıklık gibi semptomlar ortaya çıkar. Damarlardaki daralma bedendeki diğer bölgelere de daha az oksijen gitmesine neden olduğu için kalp atışlarında hızlanma, hissizlik, ellerde, kollarda ve bacaklarda titreme, kasılma ve üşüme gibi belirtiler ortaya çıkar. 

Bu süreçte hızlanan kalp atışları ve sersemlik semptomları bedende büyük bir tehdit algısı yaratır ve kişi bu semptomları kalp krizi işareti olarak yorumlar. Bu düşünceler devreye girdiğinde bedensel tepkiler fazlalaşır ve bir panik atak tablosu ortaya çıkarır. Genellikle bu süre zarfında kişi kendini acil polikliniğinde bulur. Bir süre sonra kalp krizi geçirmediğini anlar ve tehlikede olmadığını, sadece panik yaşadığını fark ettiğinde kalp atış hızı ve nefes alışı normale döner.

 

Bedensel Tepkiler ve Düşünceler Birbirini Nasıl Tetikler?

Beden ve Düşünce Döngüsü:

Bedensel duyum: Artan kalp atışı => Düşünce:  “Kalp krizi geçiriyorum” => Kesik kesik nefes alma => Beyne ve kalbe daha az oksijen gitmesi =>Kalp atışının hızlanması =>Bedensel duyumların daha da artması => Düşünce:  “Kesin kalp krizi geçiriyorum”, “Öleceğim”.

 

Çözüm Olumlu Düşünmek mi ?

Yaşamımızda karşılaştığımız sorunların tek çözümü olumlu düşünmek değildir. Kızgın, kaygılı ya da depresif olan kişilerin çoğu olumlu düşünmenin sanıldığı kadar kolay olmadığını bilir. Bunun yerine bilişsel davranışçı terapi bize bir soruna olabildiğince farklı açılardan bakmayı önerir. Bir duruma bir çok farklı yönden olumlu-olumsuz ve tarafsız bakmak bizi yeni sonuçlara ve çözümlere götürebilir. Ayrıca unutmamak gerekir ki, düşüncedeki değişimler belirleyici olmasına karşın tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda davranışlarda, fiziksel işleyişte ve çevrede değişimler yapmak gerekmektedir. 

 

 

 

Kaynakça

  • Greenberger, D., Padesky, C,A. ( 2015). Evinizdeki Terapist,Düşüncelerinizi Değiştirerek Duygularınıza Hakim Olmanın Yolları. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi.